Biri Bizi Gözetliyor Blog Marka / 02 Jan 2018

Başlığımız çok bilindik, 2000’li yılların başında Türkiye ve dünyada fırtınalar estiren bir reality show’un ismiyle belki de çoğumuzu eskilere götürdü. Bu showda bir grup insan aylarca bir evde kalıyor ve biz onları kaldıkları mekânın her yerine yerleştirilmiş kameralarla 7/24 takip ediyorduk. Bilgisayarlar her eve yeni yeni girerken televizyonlardaki yayın saatleri bittiğinde bilgisayarlara geçiyor, günlük hayatımızı devam ettirirken bir yandan da o evi gözetliyorduk. Program reyting üzerine reyting rekorları kırmış, arka arkaya birçok sezon yayımlanmıştı.

 

Görüldüğü üzere henüz Instagram yokken de başka hayatlara olan merakımız azımsanacak seviyede değildi. Bu programların çok öncesinde George Orwell 1984 adlı romanında gözetlenmenin insan psikolojisi üzerindeki baskısına değiniyor, 1984 filme de çekiliyor ve izlenildiğinde herkes biraz gerilmiş bir şekilde sinema salonundan ya da evindeki televizyonunun başından ayrılıyordu.

 

Bu iki farklı örneğe baktığımızda aslında “insanoğlu gözetlemeyi hem seviyor hem de ondan ürküyordu demek” hiç de yanlış olmaz. İlerleyen zamanla birlikte gelişen teknoloji yaşamlarımızı da kökten değiştirdi. Artık birilerini izlemek için belirli bir yayın saatini beklemeye gerek yoktu, elimizdeki telefonlardan, sosyal medya hesapları denilen platformlarla istediğimiz kişinin hayatının tümüne ya da bir kısmına tanıklık eder olduk. 

 

İnsanoğlunun bu izleme ve gözetlenme merakı onu durmadan yeni icatlara itti ve bunlar arasına son zamanlarda adını çokça duyup kendisini her an her yerde görebileceğimiz Drone’lar eklendi. Drone’ların Türkiye dahil olmak üzere en yaygın kullanım amaçları hâlâ askeri dahi olsa şimdilerde bir sürü iş alanında ve hobi dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiş durumda. “Dünya bir süredir onlarla birlikte alışılmışın dışında, başka bir boyutta seyrediyor” dersek ne onların modern ordulardaki amaçlarını göz ardı etmiş oluruz ne de insanoğlunun yıllardır süregelen “gözetleme sevdasını”, haydi daha kibar bir isim verelim, “gözetleme hobisini” hafife almış oluruz. 

 

Drone’lar modern orduların gözetleme ve keşif araçları iken şimdilerde film sektöründen gazeteciliğe kadar bir sürü iş kolunda görev yapıyorlar. Elimizde Goldman Sachs’ın aktardığı veriler var ki bunlar 2020 yılı geldiğinde, 3.3 milyar dolar değerinde yaklaşık 7.8 milyon adet üretilip tüketicilerle buluşturulacağını bildiriyor. 

 

 Drone’lar, emlakçılık ve inşaat uygulamaları gibi alanlarda, potansiyel müşterilerin haklı olarak nereden mülk sahibi olacaklarını bilme isteklerini gidermede kullanılırken gazetecilik alanında, bir kutlamayı filme almak mı gerekiyor ya da bir protestoyu kayıt altına almak mı gerekiyor, işte orada devreye giriyorlar. Çünkü bu tarz olayları hava çekimi ile kayda almak yasal olarak kabul ediliyor ve bu işi tahmin edersiniz ki en iyi Drone’lar yapıyor. Helikopter ve uçak kiralama gibi durumların maliyetli oluşu onları film sektöründe de vazgeçilmez kılıyor.

 

 Bir kuş boyutuna sahip olabilen ebatları ile polis ve bölgesel güçlere, suçluları takip etmede ve saklandıkları yerleri keşfetmekte fazlasıyla yardımcı olabildiklerini belirtmeden geçmeyelim. İlerleyen zamanlarda maliyetlerinin de ebat, model ve özellikleri ile değişerek gelişeceğine ve ulaşılabilirliklerinin daha da kolaylaşacağına inandığımız drone’ların hayatımıza daha da çok dahil olacakları garanti.

 

 İlgiyle birilerini takip etmek ve izlemek hayatımızdan hiçbir zaman çıkmayacak, bunu teknolojinin gelişen her adımında görüyoruz. Teknoloji dünyasından, beş değil bir yıl sonra dahi “takip etme” özellikli daha gelişmiş altyapıya sahip farklı yeni atakları heyecanla beklemeye başladık bile.